Web sitemizi kullanarak çerezlerimizin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz.

Blog

COVID-19  GEÇİRMİŞ SAĞLIK ÇALIŞANLARININ AŞILANMASI SÜRECİNDE DİKKATE ALINMASI GEREKEN KONULAR
Haberler

COVID-19 GEÇİRMİŞ SAĞLIK ÇALIŞANLARININ AŞILANMASI SÜRECİNDE DİKKATE ALINMASI GEREKEN KONULAR 

Türk Toraks Derneği COVID-19 geçirmiş sağlık çalışanlarının aşılanması sürecinde dikkate alınması gereken konular başlıklı bir makale yayınladı.

Makalede yer alan bilgiler şöyle:

  1. Doğal enfeksiyona bağlı gelişen bağışıklık nasıl gelişir? Ne kadar koruyucudur? 

Geçirilen SARS-CoV-2 enfeksiyonunu izleyen 2-3 hafta içinde antikorlar oluşmakta, ancak antikor düzeyleri aylar içinde azalmaktadır. Asemptomatik/hafif enfeksiyon geçirmiş bireylerde yapılan bir gözlemsel çalışmada, antikor düzeylerinin pozitif bulunmalarını izleyen iki ay içinde, bireylerin büyük çoğunluğunda azaldığı ve yaklaşık dörtte birinde negatifleştiği gözlenmiştir (1). Enfeksiyonu farkında olmadan (asemptomatik) geçirenlerde antikorlar daha kısa sürede negatifleşmiş; ayrıca, yaşta her 10 yıllık artış, antikor titrelerinin iki ay içinde negatifleşme olasılığını %74 artırmıştır.

Antikorları bulunan bireylerde semptomatik enfeksiyon gelişme riski çok düşüktür (2). Antikorların zaman içinde azalması ya da negatifleşmesi, bağışıklığın kaybolduğu anlamına gelmemektedir (3). Diğer enfeksiyonlarda yapılan gözlemlerde, spesifik antikorları üreten plazma hücreleri zaman içinde yaşlanmaktadır; buna karşılık, bellek B ve T lenfositleri yıllarca, hatta on yıllarca, varlıklarını sürdürmektedir (4). Şimdiye dek COVID-19’da yapılan en kapsamlı çalışmada, spike IgG ve nükleokapsid IgG antikor düzeylerinin bireyler arasında çok değişkenlik gösterdiği, ortalama yarılanma ömürlerinin, güven aralıkları çok geniş olmakla birlikte, sırasıyla, 103 ve 68 gün olduğu bildirilmiştir (5). Antikor titrelerindeki tedrici azalmaya karşılık, 6 aylık izlem süresince spike proteinine özgü bellek B-hücre sayısının giderek arttığı, virusa spesifik bellek T-hücrelerinin yarılanma ömürlerinin de 3-5 ay düzeyinde olduğu gösterilmiştir. Dolayısıyla, dolaşımdaki antikor düzeyi zaman içinde azalsa da, virus ile tekrar karşılaşma durumunda yeni antikor üretme potansiyeline sahip hücreler uzun süre varlıklarını sürdürmektedir. Toplam olgu sayısının 100 milyona yaklaştığı günümüzde (19.01..2021), reenfeksiyonların çok düşük sayılarda (muhtemelen %1’in altında) bildirilmesi de, bağışıklığın, dolaşımdaki antikorların varlığından çok daha uzun ve güçlü olduğunu düşündürmektedir.

  1. Doğal enfeksiyon geçiren sağlık personeli de COVID-19 aşısı yaptırmalı mıdır?

Evet. Sağlık çalışanı olarak yüksek riskli grupta olmanız ve re-enfeksiyon olasılığının da olması nedeni ile hastalık geçirmiş olsanız da COVID-19 aşısı yaptırmalısınız. Aşılama öncesi rutin serolojik tarama önerilmemektedir.

Enfeksiyon geçirdikten sonra kazanılan immünite; ‘’doğal immünite’’ olarak adlandırılır ve kişiden kişiye değişir. COVID-19 geçirenlerin yeniden enfekte olması nadir görülen bir durumdur. İlk enfeksiyondan sonraki 90 gün içinde re-enfeksiyon olasılığı da düşüktür. Bu nedenle, toplumdaki diğer fertlerin de aşıya erişebilmesi adına aşılanmanın 90 gün ertelenebileceği belirtilmektedir. Aşılama ile sağlanan immünitenin ne kadar sürdüğü konusunda henüz yeterli veri yoktur. Aşılamalar bittikten sonra daha fazla bilgi sahibi olunacaktır (6).

Hastalık geçirenlerin iyileşmeden sonra ne kadar süre tekrar hastalanma riski taşımadıkları konusunda henüz net bilgiler yoktur. İngiltere’de 20787 sağlık çalışanında yapılan Siren çalışmasında 6614 COVID-19 geçiren sağlık personeli ile 14173 negatif cohort grup düzenli antikor ve pcr testleri ile takip edildiğinde; COVID-19 geçiren 44 hastada re-enfeksiyon, negatif cohort grupta ise 409 yeni enfeksiyon geliştiği gözlenmiştir. Enfeksiyon sonrası ilk 5 ay koruyuculuğun %83 oranında sürdüğü ancak bu süreçte sağlık personelinde bulaştırıcılığın devam edebileceği ve re-enfeksiyon olasılığına dikkat çekilmiştir (7).

Başka bir çalışmada da benzer şekilde COVID-19 geçiren sağlık personelinde antispike yada anti-nukleokapsid Ig G antikor varlığının yaklaşık 6 ay süre ile re-enfeksiyon gelişme riskini azalttığı saptanmıştır (2).

Öte yandan, COVID-19 hastalık döneminde monoklonal antikorlarla veya immün plazma ile tedavi alınması durumunda da COVID-19 aşısından önce 90 gün beklenmesi önerilmektedir (6).

  1. Aşı olmadan önce antikor bakmak gerekli mi? Antikor titrelerinin bir anlamı var mı? Güvenli bir cut-off tanımlamak mümkün mü?

Nötralizan antikorlar, özel laboratuvar altyapısı gerektirmesi nedeniyle, rutin olarak bakılmamaktadır. Saptanan spike antikorlarının (anti-S IgG) nötralizan antikor düzeyiyle korelasyon gösterdiği bilinmekle birlikte, anlamlı antikor titresi için standart bir eşik değer bulunmamaktadır (6); bu nedenle çıkan sonuçların yorumlanmasında güçlükler vardır. Ayrıca, farklı firmaların ürettiği kitler farklı nicel skalalarda rapor vermektedir. Diğer bir anlatımla, farklı kitler kullanılarak elde edilen antikor sonuçları karşılaştırılabilir değildir. Bunlara karşılık, var olan aşıların, antikoru olanlara yapıldıklarında ciddi bir soruna yol açmadıkları, yalnızca, daha belirgin lokal yan etkilere neden olabildikleri bilinmektedir. Diğer yandan, büyük kitlelerin aşılamalarında, herkese antikor bakılması hem teknik olarak güç ve zaman alıcı, hem de yüksek maliyetlidir. Bu nedenlerle, aşılanmadan önce rutin olarak antikor bakılması hiçbir ülkede önerilmemektedir.

  1. Antikor pozitif olan bir kişi herhangi bir nedenle (yeterli bağışıklığının olduğuna inanması, antikor pozitif bulunması vb) şimdi aşı olmazsa, rapel yapılması önerilir mi? Ne zaman? Kaç doz?

Bu soruların yanıtları henüz netlik kazanmamıştır. Yapılan çalışmalar enfeksiyon sonrası 5-6 ay antikor düzeylerinin varlığını göstermektedir. Bu nedenle, bugünkü bilgilerimiz ışığında enfeksiyon sonrası re-enfeksiyona karşı en erken üç, en geç de 6 ay sonra aşı yapılması önerilmektedir. Yan etki vs çekincelerinin olduğu özel durumlarda antikor düzey takibi ile aşılama/rapel zamanlamasına karar verilebilir (2,7).

Yukarıda özetlenen öneriler, aşı hakkını şimdi kullanmayan sağlık personelinin rapel için kendisine önerilecek zamanda ülkede aşı bulunacağı ve aşıya erişimde teknik, lojistik ve bürokratik sınırlayıcı unsurların olmayacağı varsayılarak yapılmıştır.

 

 

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

Gerekli Alanlar İşaretlendi *